ANA SAYFA      |      Ana Sayfam yap      |      Sık Kullanılanlara Ekle      |      İletişim      |      Tavsiye Et      |     

 
 

 

 
MENÜLER
Ana Sayfa
İletişim
Hakkımda
HASTALIKLAR(10)
BÖBREK ÜSTÜ BEZİ HAS
REKTUM TÜMÖRLERİ
MİDE KANSERİ
KOLİTİS ÜLSEROZA
Akut Apendisit
TEDAVİ(10)
Morbid Obezite
REKTUM TÜMÖRÜ
Yemek Borusu Kanserl
MİDE KANSERİ
KOLİTİS ÜLSEROZA
  KOLİTİS ÜLSEROZA

 

Ülseratif kolitin asıl sebebinin ne olduğu bilinmemektedir. Ancak tek bir sebeple açıklanacak kadarda net bir hastalık değildir.  Belki de birden çok faktörün bir arada görülmesi bu kadar çok klinik tablonun ortaya çıkmasına neden olnaktadır. Uzunca bi süredir ise ülseratif kolitin birçok originden beslendiği görüşü kabul edilmektedir.Bunlar genetik predispozisyon, enfeksiyonlar, alerji, psikosomatik hastalıklar, çevresel etkiler , otoimmün hastalıklar, ve immunitenin baskılanması olarak izah edilebilir.

Ailesel eğilim ük nin insidansını etkilemektedir. Yaklaşık olarak hastaların %10- %20 sinde ailesinde ük hikayesi bulunmaktadır. Çocuklar ise ebeveynlerinden daha erken yaşta bu hastalığa yakalanıyorlar.

Ük deki enflamasyonun bazı akut bakterial enfeksiyonlardaki inflamasyona benzerliği bu ikili arasında bir ilişkinin olduğunu düşündürmüştür. Ük li hastalardaki barsak gerilmesi belkide E.colinin toksinlerinin alışılmadık bir sonucudur. Fakat bu gözlem henüz kanıtlanamadı.

Diğer bir popüler teori ise ük i dietteki antijenlere karşı gelişen alerjik reaksiyonlardan sorumlu tutmaktadır. Bunlar içinde en öne çıkan ise süttür. Bir araştırmada hastaların yaklaşık %20 sinde süt olmayan dietin faydası gözlendi.

Uzun yıllardır, psikosomatik hastalıkların ük ilişkisi üzerinde durulmuştur. Somatik durumların psikolojik faktörlerden etkileniyor oluşu bu teorinin kaynağını oluşturmaktadır.

Böylece hastalığa karşı hastanın vermiş olduğu reaksiyon şiddeti değişmektedir, ki bu da hastalığın ilerleyişini etkilemektedir.

Çevresel faktörlerden ise en göze batanı sigara kullanımıdır. Sigara içenlerde ük şiddeti içmeyenlere göre daha hafiftir. İçmeyi bırakanlarda ise 2 yıllık sürede hastalığa yakalanma oranı içmeyenlere oranla daha azdır. Muhtemelen sigaranın colondaki kan akışı, geçirgenlik gibi faktörlerde meydana getirdiği değişiklik bu sonuca sebep olmaktadır. Bu noktada akla nikotin bantlarının tedavide kullanılıp kullanılamayacağı gelmektedir. Daha önce sigara içmeyenlerde bu bantların kullanımı nikotin intoleransına neden olmaktadır.

Ük bazen tiroidit, DM, pernisiyöz anemi gibi otoimmun hastalıklarla beraber görülmektedir.

Hastaların yaklaşık %75 inde pANCA pozitif bulunmaktadır. Fakat bu hastalığın tanısı için spesifik değildir.Kolitis ülseroza tipik semptomların aralıklı alevlenme ve remisyonu ile karekterlidir. Ülseratif kolitin ilk ata­ğını geçiren hastalarda semptomlar kramp tarzında karın ağrısı ve sıklıkla kanlı ishal ile geniş bir ayırıcı tanı gerektirir. Ülseratif kolitin başlangıç atağı akut infeksiyöz diyare yapan hastalıktan daha uzun semp­tom dönemine sahiptir. Tanı diyare yapan diğer ne­denlerin dışlanmasıyla (özellikle infeksiyöz sigmodoskopi, kolonoskopi ve biyopside tipik bulguları mevcuttur). Ülseratif kolit tanısını destekliyen bulgu­lar ince barsağm tutulması ve Crohn hastalığının tipik komplikasyonlarırun olmamasıdır.

Epidemiyoloji

250000 amerikalının bu hastalığı taşıdığı bilinmektedir ve yılda yaklaşık olarak 2500 yeni vakada bu sayıya eklenmektedir.[1] Şu an ise her yüzbin insanda 35-100 kişi arasında görülüyor ABD de.[2]Hastalık başlangıcında yaş aralığı çoğunlukla 15 ila 40 arasındadır. Ancak heryaşta g[1]örülebilmektedir. Kadın ve erkekte eşit sıklıkta görülmektedir.Beyazlarda Doğu Avrupa ırklarında ,İskandinav bölgelerinde ve Yahudilerde daha sık görülmektedir.

 

Patoloji

Ülseratif kolitte kolon mukozasında esas görünüm hastalığın yaygınlığına ve ciddiyetine göre değişir. Hafif hastalıkta mukozada eritem ödem ve granularite ile beraberinde olan veya olmayan dağılmış küçük erezyonlar vardır. İnflamasyon daima distal rektum­da başlar ve proksimale devamlı bir şekilde değişen mesafelere erişir. Daima leze distal kolon bölümü ile proksimal leze olmayan kolon arasında keskin bir demarkasyon hattı bulunur. Orta ve ciddi ülseratif kolit­te kolonda geniş ülser alanları ve erozyonlar mükopürülan sekresyonlar, granülarite, friabilite ve hemoraji bulunur. Uzun seyirli ülseratif kolitli hastalarda kolon normal haustraları kaybeder ve düzleşir, özelliği ol­mayan görünümdedir. İltihabi polipler veya psödopo-lipler bulunabilir.

Ülseratif kolitin karakteristik lezyonu kript abseleridir. Kript içinde kript duvarında ve etrafındaki L. propriada nötrofillerle karakteritistiktir. Kript abseleri ülseratif kolitte karakteristik olmasına rağmen aynı zamanda akut kendini sınırlayan infeksiyöz kolitte ol­duğu kadar Crohn hastalığında da görülür. Ülseratif kolitte L. propia ilaveten artmış sayıda mononükleer hücrelerle infiltredir. Bu durum kronisiteye delalet eder. Bu kronik iltihabi hücreler akut kendini sınırla­yan kolitlerde mutad değildir fakat Crohn kolitinde sıktır. Akut kendini sınırlayan kolit ile ülseratif koliti ayıran faydalı histolojik bulgulardan biri kript distorsiyonunun bulunması, bezde dallanma kısalma (mus-kularis mukozaya erişmez) ve normal parelel dağılı­mın kaybıdır. Kript yapısının distorsiyonu kronik rekkurren mukozal hasarı gösterir kronik kolitle birlikte­dir. Hastalık kronisitesine diğer bir işaret panet hücre metaplazisidir. Sıklıkla sağ kolonda görülür. Kronik mukozal hasarın bulguları olan bu bulgular çoğu ül­seratif kolit kadar Crohn hastalığında da bulunabilir. Ülseratif kolitte iltihabi olay ekseriye muskularis mu­kozayı aşmaz.

Ciddi veya fulminan hastalarda inflamas­yon submukozaya veya klinik görünüm olarak "toksik megakolon" ile sonuçlanır transmural kas içine uzanabilir.

Klinik Bulguları

 

 

1.                  Ulcerative proctitis te inflamasyon rektum ile sınırlıdır. Birçok hastada rektal kanama tek şikayettir.Diğer hastalarda ise daha çok belirit vardır , rektal ağrı, urgency, ve tenesmus gibi.

2.                  Proctosigmoiditis da ise inflamasyon rektum ve sigmoid kolonu sarmıştır. Semptomları proctitisinkine benzemektedir.Bazı hastalarda ise kanlı diyar ece kramplar görülebilir.

3.                  Sol taraf colitis inflamasyon rektumdan başlar ve sol kolona geçer.Semptomları kanlı diyare, abdominal kramp, kilo kaybı ve sol tarafta karın ağrısıdır.

4.                  Pancolitis yada universal colitis Bütün kolon tutulmuştur. Kanlı diyare, abdominla ağrıve kramp, kilo kaybı,yorgunluk, ateş,gece terlemesi izlenir.

5.                  Fulminant colitis   pankolitisin nadir bi formudur. Dehidratasyon, abdominal ağrı,kanlı diyare,Bunlarda toksik megakolon gelişme riski vardır ve kolon rüptürü riskide izlenirBu hastalar hastanede tedavi edilir ve eğer tedaviye cevap alınmazsa derhal cerrahi işlem uygulanır, rüptür riskini ortadan kaldırmak için.

Ulseratif kolitin klinik görünümü kolon tutulumun yaygınlığına ve hastalığın ciddiyetine bağlıdır. Ulse­ratif kolit sadece rektumu tek başına (ulseratif prokit) tutabildiği gibi herhangi bir kolon kısmını yada tüm kolonu (yaygın kolit veya pankolit) tutar.

Ulseratif kolitin göstergesi rektum daima tutulur ve hastalık proksimale skip area olmaksızın devamlı­lık gösterir. Nadir olgularda rektum korunmuştur fa­kat bu sıklıkla topikal tedavi (lavman veya suppoziruvar) öncesidir. Burada gros mukozal değişiklikler azalmıştır. Korunan rektumun biyopsisi sılıkla ul­seratif kolitin tipik histolojik değişikliklerini açığa çı­karır. Ulseratif kolit tutulumun uzunluğu ile kategorize edilir. Bu tutulumu tarif için standart te­rimler yoktur. En sık kullanılan terim ulseratif proktitdir (Sıklıkla distal 10-20 cm sınırlıdır) Sol taraf koliti (Genellikle splenik flexura distaline sınırlı hastalığı kapsar), yaygın kolit (kolonik inflamasyonun splenik flexura proksimalinde olduğu durumu kapsar) ve pankolit (tüm kolon tutulumu veya hepatik kolon proteimalinin tutulumu). Hastalığın yaygınlığının ta­rifinde değişkenlik nedeniyle klinikte her bir kategori­ye giren hasta yüzdesini söylemek güçtür. Buna rağ­men hastaların 1/3 ü pankolittir. %30-40'ı rektosigmoide sınırlı hastalığı vardır ve kalanı ara formlara sa­hiptir.

Sınırlı hastalık rektosigmoid bölgede lokalize hastalığı tanımlarken yaygın hastalık rektosigmoidin ötesindeki hastalıktır. Bu sınıflamanın de­ğeri flexıbl sigmoidoskopi ile ikiye ayrımın yapılabil­mesidir. Bu nedenle distali yaygın ulseratif kolitten ayırmak tedaviye ve kanser aranması açısından önemlidir. Yaygın hastalıktan zıt olarak distal hasta­lıkta yalnızca topikal tedaviye cevap vermesi beklene­bilir. Distal hastalıklı hastalardan zıt olarak yaygın yaygın hastalığı olanlar kanser gelişmesinde oldukça riskli olduğu yakın takipte ortaya konmaktadır.

      Crohn hastalığında olduğu gibi ulseratif kolitte de hastalığın ciddiyetini tayin için kullanılabilen çeşitli hastalık aktiviteleri vardır. Hastalığın ciddiyetinin esas tayini şikayetlerden kaynaklanmaktadır (defekasyon sayısı, kan olup olmadığı, miktarı ve abdominal ağrı) hastalığın günlük fonksiyonlara etkisi, uy­gun fizik muayene bulgularıdır (mesela ateş, intravasküler volüm kaybı bulguları karın hassasiyeti) ve anormal laboratuvar bulgulan (mesala anemi, hipoal buminemi). Bu parametrelere dikkat sıklıkla klinisyenin hastalığı hafif orta ve ciddi olarak kategorize et­mesini sağlar. Her ne kadar çok sayıda kolitin ciddiyet derecesini endoskopik mukozal görünüme dayandıran derecelendirmeler varsa da tedavi edici karar en­doskopik görünüm değil öncelikle klinik duruma dayandınlmalıdır.

A. Semptomlar ve BelirtIler

Ulseratif kolitli hastaların çoğu kanlı ishalden, kramp tarzında karın ağrısından acil tuvalet ihtiyacından ve tenezmden şikayet ederler. Hastaların küçük bir yüzde­si sadece kanlı veya kansız diyareden şikayetçidir. Ateş ve kilo kaybı takriben 1/3 hastada bulunur ve %10-25'i ulseratif kolitin ekstra kolonik bulgularına sahiptir (me­sela göz, eklem ve deri belirtilerine). Genelde ulseratif kolitli hastalar hastalığın görünümden haftalar aylar öncesinden bazı semptomlara sahipken, akut kendini sınırlayan kolitli hastalar saatler veya günler önce başlıyan ani semptomlara sahiptir. Hafif akut ulseratif kolit­li hastalann fizik muayenesi sol alt kadranda hassasiyet dışında normaldir. Net olarak ciddi ulseratif kolitli has­talarda volüm kaybı bulgulan ve toksisitenin sistemik bulgulan ateşin 100° F üzerinde olması, taşikardi karın­da hassasiyet ve kilo kaybı vardır.

Toksik mega kolonlu hastalar (ulseratif kolitin na­dir hayatı tehdit edici formu toksik kolit bulguları or­taya çıkar (ateş, 100° F üzerinde taşikardi, karın dis-tansiyonu ve lokalize peritonit bulguları) lökositoz ile birlikte (lökosit sayısı 11.000/ul) ve direk karın grafisinde kolon çapı 6 cm. dir.

 

 

B. Laboratuvar Bulguları_________________

Ulseratif kolitli hastalarda anormal laboratuvar bul­guları ulseratif kolit için spesifik değildir fakat siste­mik tutulumun derecesini gösterir. Hafif hastalığı olan hastalar, normal hemotokrit, sedimantasyon ve albumin düzeyine sahiptir. Daha ciddi hastalarda anemi lökositoz, trombositoz, hipoalbuminemi ve art­mış sedimantasyon hızı bulunabilir. Gaita kültürü (enterik patojenler ve gerekiyorsa Eschehichia coli 01 57 : H7) yumurta ve parazitler clostridium dıffcil tok­sini negatifdir.

C. GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ_____________________

Akut kolitli hastalarda endoskopi hastalığın yaygınlı­ğını ve ciddiyetini tayine iltihabi barsak hastalığını infeksiyon olanlardan veya akut kendini sınırlayan ko­litlerden ayırmak için biyopsi almaya, ulseratif koliti Crohn kolitinden ayırmaya yardım eder. Hafif ulsera­tif kolitin endoskopik görünümü eritem, granülarıte, damarlanmanın kaybı ve dokunakmakla kanama (iriabilite) ile karakterlidir. Hastalığn ciddiyeti arttıkça toplu iğne ülserleri, kendiliğinden kanama yaygın aşi­kar ülser bulunur. Öncelikle belirtildiği gibi ülseratif kolit rektumda başlar ve devamlılık arzeden bir şekil­de proksimale yayılır. Hastalığın ciddiyeti rektuma bir bir tedavi yapılmadıkça distalde görülebilmekte­dir. Leze saha boyunca randomize biyopsiler alınma­lıdır. Ayrıca işaretlenmiş biyopsiler özellikle endoskopik esirgenme söz konusu olduğunda rektumdan alınmalıdır. Akut orta aktiviteli kolitten ciddi kolite geçişte incelemeyi rektosigmoid ve rektal biyopsi ile sınırlandırmak (tam kolonoskopiden ziyade) akut inflame kolonun perforasyon riskini azaltmak açısından uygundur. Daha ileri tarihlerde tutulumun yaygınlı­ğını tayin için tam endoskopik muayene hastalık tam olarak kontrole alındığında yapılabilir.

Yaygın olarak kullanılabilmesi fleksıbl endoskopinin üstün doğruluğuna zıt olarak kolonun radyografi­si akut ülseratif kolit tanı ve tedavisine sınırlı klinik faydaya sahiptir. Çift hava kontrastı baryum lavmanı hafif ülseratif kolitte granüler görünümlü mukozayı ortaya koyar. Hastalığın ciddiyeti ilerledikçe ayrı ül­serler görülür. Çok uzun seyirli hastalarda haustraların kaybı, kolonun kısalması ve sıklıkla kolonun tubu-ler görünümü vardır. Psödopoliplere uyan tipik dol­ma defektleri görülebilir. Tipik olmayan kitleler veya striktürler tümör açısından kuşku doğurur.

Ayırıcı Tanı

Çok sayıda dikkate alınması gereken antite vardır. Akut kendini sınırlayan kolite sıklıkla camphylobacter, salmonella, shigella, yersinia ve Escherichia coli 0157:H7 sebeb olur. Rektal biyopsiler sıklıkla akut kendini sınırlayan kolitten ülseratif koliti ayırmaya yardım eder. Amebiasis ülseratif kolitle karışabilen kronik kolite sebeb olabilir. Amebiasis mukozal bi­yopsi, yumurta ve parazit muyanesi endemik bölgele­re seyahat eden veya bu bölgelerden gelenlerle birlik­te olanlarda ayrılmalıdır. Clostrudium difficil ve anti­biyotiğe balğı diyare antibiyotik alanlarda düşünül­melidir.

Non infeksiyöz kolitler Crohn koliti ve iskemik ko­litler yayılım örneği nedeniyle ekseriye ülseratif kolit­ten ayrılabilir. Radyasyona bağlı ve diversiyon kolitle­ri hastanın öyküsüyle ayrılabilir. Kollagenöz ve mik-roskopik kolitler normal endoskopik görünümde olup mukozal biyopsilerin histolojik incelemesinde kronik mukozal inflamasyon görünümü ile aynlırlar.

 Ülseratif kolitin ayırıcı tanısı

Enfeksiyöz hastalık

 Akut bakteriyel kolit (Akut kendini sınırlayan kolit)

    Kampfilobakter

    Shalmonella

    Shigella

    Yersinia

    Echerichia coli 0157 : H7

Antibiyotiğe bağlı diyare (clostridium difficil dahil)

    Amebik kolit

    İmmunyetersiz konak

        Cytomegalovirus

Herpes simplex virüs

Neisseria gonerhea

Blastomyces hominis

Chlamydia Enfeksiyöz olmıyan hastalık

Crohn koliti

İskemik kolit

Radyasyon koliti

Kolılagenöz veya mikroskobik kolit

İrnmun yetmezlikli hastalarda sitomegalovirus, herpes simplex, gonorhea blastocystis hominis ve chlamydia dahil çok çeşitli patojenler proktite veya kolite neden olur. AİDS gelişen ülseratif kolitli hasta­larda ülseratif kolit aktivitesinin ısrar ettiğine dair dikkate değer bildiriler vardır.

Komplikasyonlar

A. ToksIk Megakolon   __________________

Toksik megakolonun ülseratif kolitte gerçek sıklığı bi­linmemektedir. Fakat nadirdir azalan sıklıkla görül­mektedir ve şimdilerde hastaların %2 sinden daha azında görülmektedir. Toksik mega kolon sıklıkla pankolitli hastalarda ortaya çıkar fakat daha sınırlı hastalıktada bildirilmiştir. Hastalığın seyrinde her­hangi bir zamanda ortaya çıkabilir, fakat daha çok hastalık seyrinin erken safhasında görülür. Bazı hasta­larda ülseratif kolitin ilk belirtisi toksik megakolon olabilir. Bildirilen mortalite oranlan %15-50 arasında değişir. Beklenmedik şekilde seyir esnasında perfo­rasyon yüksek mortalite oranı ile birliktedir.

B. Perforasyon_______________________

Toksik kolon yokluğunda kolon perforasyonu c ddı kolit komplikasyonudur. Bu tip perforasyon ülseratif kolitin başlangıç döneminde görülmektedir ve sigmo-id en sık perforasyon yeridir serbest perforasyon yük­sek mortalite riski ile beraberdir.

C. StrIktÜr___________________________ .

Striktür ulseratif kolitte sık değildir ve striktür bulu­nuşu alta yatan malign tümör şüphesini arttırır. Mu-kozal biyopsiler uyumlu olmasada uzun devam eden ulseratif kolitlerde striktür varsa kolektomi şiddetle düşünülmelidir. Strükterden alman biyopside displa-zi bulunması altta yatan tümör şüphesinin arttırır ve kolektomi için mutlak indikasyondur. Ulseratif kolitte benin striktür ortaya çıktığında ekseriya yaygın kro­nik aktif hastalık vardır.

D. MASİF HEMORAJİ____________________________

Acil kolektomi gerektiren masif kolonik hemoraji ul­seratif kolitin nadir bir komplikasyonudur.

E. Kanser______________________________

Kronik ulseratif kolitli hastalarda artmış kolon kanse­ri gelişme riski vardır. Kolonik tutulumun yaygınlığı ve hastalığın süresi kanser riski ile oldukça koreledir. Bununla beraber tahmin edilen riskin büyüklüğü de­ğişirken bütün çalışmalarda uzun devam eden ulsera­tif kolitli hastalarda kolon kanseri riski yaş uyumlu nüfusa göre signifikan olarak yüksektir. Tersiyer refe­rans merkezlerinde yapılan çalışmalarda bildirilen kanser riski 20 yıldan sonra %13, 30 yıldan sonra %34 iken nüfusa dayalı çalışmalarda risk 20 ve 30 sene son­ra arasıyla %5, 5 ve %13 tür. Ulseratif proktitli hasta­larda risk uygun yaş grubu kontrollere benzerken hastalığı splenik flexsura proksimaline yayılan hasta­lar yüksek risk taşır. Sol taraf koliti orta bir risk taşıdı­ğı varsaydır. Elde edilen çalışmalarda sol taraf koliti­nin tarifindeki değişiklikten dolayı riskin pankolitten signifikan olarak farklı olduğunu söylemek güçtür. Risk tayini amacıyla hastaları muhtemelen sınırlı (dü­şük riskli) veya yaygm (yüksek riskli) kolitler olarak kategorize etmek makuldür.

Sporadik kolon kanserine zıt olarak ulseratif kolit­li hastalarda kanserin adenomatöz polipten menşe al­ması gerekmez fakat kolonoskopide yanındaki dısp-lastik olrruyan mukozadan ayırt edilemeyen düz disp-lastik epitelden mense alabilir. Yaygm ulseratif koliti olan hastalarda 7-8yıldan sonra yıllık kolonoskopik muayene pratikte sıktır. Her muayenede kolondan 10 cm aralıkla 2-4 mukozal biyopsi alınır (en azından 32 total biyopsi). Bu biyopsiler rasgele olarak veya her­hangi bir kabarık mukozal anormallikten alınır ve

displazi açısından değerlendirilir. Eğer displazi varsa düşük veya yüksek dereceli olarak kategorize edilir Yüksek dereceli displazi bulgusu (gastrointestinal pa­tolog tarafından teyid edilir. Bu hastalarda %30 ora­nında tanımlanmamış karsinoma bulunduğundan ko-lektomiyi şiddetle gündeme getirir. Düşük dereceli displazili hastaların tedavisi daha problemlidir. Bazı araştırıcılar düşük dereceli displazili hastalarda daha sık aralarla takip kolonoskopileri yapılmasını önerir­ler. Mamafi rasgele biyopsilerle çok sayıda örnek ha­taları bildirilmiştir. Düşük dereceli displazi için kolek­tomi önerilmesi akıllıca olabilir. Düşük dereceli veya yüksek dereceli displazinin endoskopik olarak şüphe­li bir kitlede bulunması displazi de birlikte lezyon ve­ya kitle (displazi associated lesion or mass DALM) di­ye isimlendirilir. Çünkü yüksek sıklıkla altta yatan tü­mör ile birliktedir (takriben %50) Kolektomi için açık bir indikasyondur. Ulseratif koliti olmayan hastalar gibi ulseratif kolitli yaşlı hastalarda tabiatında disp-lastik hücreler olan polipler gelişebilir. Adenomatöz polipler bulunduğunda biopsiler displazi delillerini aramak için polipi çevreleyen mukozadan alınmalıdır. Çevreleyen mukozada displazi yokluğunda yeni ça­lışmalar bu poliplerin endoskopik rezeksiyonunun yeterli tedavi olduğunu ileri sürer. Kronik yaygın ul­seratif kolitlerde verilen yüksek kolon kanser riski ru­tin endoskopik takip programına alternatif olarak profilaktik kolektomiyi düşündürebilir.



[1]  Lawrence j. Brandt , Clinical Practice of Gastroenterelogy.

2  ^ a b Ulcerative colitis at eMedicine

Gizlilik & Güvenlik  |  Künye  |              Tasarım&Kodlama   Gümüş Kelebek

Online Ziyaretçi 3 Bugün Tekil 71 Bugün Çoğul 694 Toplam Tekil 69194 Toplam Çoğul 4812353 Üye Sayımız 1 Ip No 50.17.176.149